Testis Hastalıkları

HİDROSEL – FITIK

Testis çevresinde ağrı oluşturmayan sıvı birikimine hidrosel adı verilir. Sıklıkla doğum sırasında karın içerisindeki sıvının testis çevresine birikimi ile oluşur. İki tip hidrosel vardır.

Bunlardan:
.Kominikan tipte testisi saran karın zarının, karın boşluğu ile olan ilişkisi devam etmektedir. Buradaki açıklıktan karın içerisinde bulunan sıvı testis çevresine akmaktadır. Bu daha ileride bahsedilecek olan indirek fıtık ile aynı mekanizmadır.
.Non kominikan hidroselde ise karın zarı ile herhangi bir ilişki yoktur. Bu tip genellikle daha ileri yaşlarda oluşur.

Hidrosel Nasıl Oluşur?
Testisler normalde karın içerisinde oluşur ve daha sonra skrotum denen kese içerisinde yerini alır. Bu olay çoğu zaman doğumdan önce tamamlanır. Bu süreç içerisinde karın zarı denen peritonu da beraberinde sürüklerler. Bu bağlantı genellikle doğumdan önce kapanır ve zar testisin çevresini saran kapalı bir zar olur. Ancak yukarıda anlatıldığı gibi bu bağlantı açık kalırsa hidrosel oluşur. Bu açıklıktan karın içerisindeki sıvı rahatlıkla testis çevresine ve karın içerisine kayabilir. Bu da hidroselin boyutunun neden değişken olduğu hakkında fikir verir.

Fıtık Nedir?
Yukarıda anlatılan periton ile testis arası açıklık daha büyükse (içerisine karın boşluğunda bulunan organlar girecek kadar) indirek inguinal herni adını alır. Bir barsak bölümü bazen buradan kayıp aşağı iner ve bastırınca karın içerisine döner. Bazen çocuklarda pek görülmeyen ve direk inguinal herni adını alan, karın duvarındaki kas defektine bağlı sıklıkla sonradan kazanılan fıtığı bu durumla karıştırmamak gerekir.

Fıtığın Tanısı Nasıl Konur?
Özellikle karın içi basıncının arttığı ağlama, ıkınma gibi hallerde belirginleşen kasık ya da skrotumdaki şişlik tanı için yeterlidir. Uykuda küçülen gün boyu artan bir şişlik tipiktir. Herni ve hidrosel ayrımın yapılması önemlidir. Transilüminasyon denen ve ışıkla sıvı skrotal içeriğin katı barsak bölümünden ayırılmasına yarayan yöntem kullanılabilir. Bazen içerisindeki barsak hareketlerinin görülmesi tanıyı kolay kılar. Bazen ultrasonografi gerekebilir.

Fıtık Önemli midir?
Genellikle önemli olmayan fıtık bazen içeri giren barsak parçasının sıkışmasına bağlı olarak komplike bir hal alabilir. İntestinal parça sıkışır, kanlanması bozulur. Barsak itmekle karın içerisine gitmez bir hal alabilir. Bu durumda skrotum hassas kızarık ve gergin bir hal alır. Bebek ileri derece huzursuzdur, devamlı ağlar. Kusma, ishal ya da kabızlık oluşabilir. Bu durum acil müdahale gerektirir ve cerrahi olarak düzeltilir.Bu durumda doktorunuz ultrasonografi isteyebilir.

Hidrosel ve Fıtık Nasıl Tedavi Edilir?
Hidroseller genellikle ilk 18 ay içerisinde kendiliğinden düzelir. Bağlantı zamanla kapanır ve biriken sıvı yok olur. Bu yaşı geçen bebeklerde hala hidrosel mevcut ise cerrahi oanrım gerekir. Bu nedenle hidrosel olguları takip edilmelidir. Fıtık için ise bunu söylemek pek mümkün değildir. Cerrahi başarı oranı %99 dur. Ancak acil olarak alınan boğulmuş fıtıklarda bu oran azalmakta komplikasyon riski ise artmaktadır. Unutulmamalıdır ki bir tarafta saptanan fıtıkta karşı taraf kasıkta iyi incelenmelidir. çoğu zaman cerrahi gerekmese de kese %60 olguda karşı tarafta da açık olacaktır.

 

İNMEMİŞ TESTİS

Testislerin (Yumurtaların) doğumdan önceki ve doğum sonrası normal yerleri neresidir?

Erkek bebekler doğmadan önce her iki testis bebeğin karın boşluğundadır. Bebek anne karnında gelişimine devam ederken testisler de torbaya inmeye başlarlar. Karın içi boşluğundan sonra kasık bölgesini geçerek doğuma yakın torbaya (skrotum) yerleşirler. Nadiren bu torbaya iniş doğumdan sonraki ilk 6 ay içinde de devam eder. Yenidoğan bebekte testisler torbada değilse, bu duruma gerçek inmemiş testis adı verilir. 6 ayın sonuna kadar inmemiş testislerin bir kısmı daha iner. Daha sonra bu durum tedavi edilmelidir. çoğu zaman tek tarafta, bazen de çift tarafta birden olur. Gerçek inmemiş testiste önemli özellik, bir ya da iki testisin torbada ele gelmemesidir.

Bu durum yukarıdaki durumdan farkldır. Testisler zaman zaman torbada görülürler. Ancak bazen kasıklara doğru kaçarak ortadan kaybolurlar. Bu duruma yaklaşım inmemiş testisden farklıdır.

Testis Ele Gelmiyorsa Nedeni Ne Olabilir?
Testis, karın içinde oluştuktan sonra inerken duraklamış olabilir. Kasık kanalında takılmış ve torbaya inmemiş olabilir. Hatta hiç inişe başlamamış Karın içinde kalmış olabilir.Bazen testis tamamen yok olabilir. Bunun nedeni testisin kendi etrafında dönerek kan akımın engellemesi ve beslenemeyerek yok olmasıdır.

İnmemiş Testisin Tanısı Nasıl Konur?
Sadece muyene hastaların büyük kısmında yeterlidir. Testis ele gelir. Ancak yüzde 20 hastada testis ele gelmez. Ele gelmeyen testisler ya yukarıda anlatıldığı üzere yoktur ya da karın içerisinde olduğundan kasık muayenesinde ele gelmemektedir. Bu durumda ultrasonografi MR gibi görüntüleme yöntemlerine gerek yoktur. Amaç bu iki durumu ayırmak için uygunan laparoskopidir. Karın boşluğunun karın duvarında açılan delikten ince bir kamera sokarak görüntülenmesidir.

İnmemiş Testis İleride Sorun Yaratır mı?
Tedavi edilmezse evet gelecekte problem yaratır. İleride çocuk sahibi olma şansını azaltır. Testisler ne kadar erken torbaya indirilirse bu risk o kadar azalır. Ayrıca ne yazıkki bu testislerde kanser gelişme oranı artmıştır. Ancak testisin indirilmesi bu olasılığı azaltmaz. Kozmetik ve buna bağlı psikolojik problem oluşturur.

İnmemiş Testisin Tedavisi İçin Ne Zamana Kadar Beklemeliyim?
Modern yaklaşımda tedavi 6 ay ile 1 yaş arasında yapılmalıdır. İnmemiş testisin olduğu tarafta fıtık da varsa o zaman hiç beklenmeden gerekirse 1 aylık bebekte de cerrahi tedavi uygulanmalıdır.

İnmemiş Testiste Tedavi Sadece Cerrahi midir?
Yaygın ve kesin tedavi yöntemi ameliyattır. Başarı oranı çok yüksektir. Ameliyatta testis ortaya çıkarıldıktan sonra birçok inmemiş testis hastasında olan kasık fıtığı problemi de halledilerek testisi besleyen damarlar etraf dokulara olan yapışıklıklardan ayrılır ve uzatılır. Testis torbanın içine dikişlerle tutturulur. Bazı durumlarda hormon tedavisi uygulanabilir. İyi seçilmiş hastalarda kullanılmalı ve yan etkileri anlatılmalıdır. Başarı oranı düşüktür.

 

VARİKOSEL

Varikosel, kısırlık sorunuyla doktora başvuranların yaklaşık %30-40’ında rastlanan, testislerdeki kanı boşaltan toplardamarların varisleşmesidir. Varikosel, testis toplardamarlarının bacaklardaki varis tarzı genişlemesine klinikte verilen isimdir. Testis ısısının bozulması, kirli kan içindeki toksik maddelerin testiste birikmesi ve testis kan akımını bozması ile testis fonksiyonlarını etkiler ve sperm ve testosteron üretimini bozar.

Varikosel Belirtileri Nelerdir?
Varikosel belirtileri, hastalığın tanısı ve tedavisi için oldukça önemlidir. Varikosel testis üzerinde;

.Şişlik
.Kabarıklık
.Testiste ağrı şeklinde kendini gösterir.

Damarlardaki genişleme, bir süre sonra dışarıdan görülecek kadar belirginleşip bacaklarda görülen varis benzeri bir şekil alabilir. Varikosel belirtileri arasında testislerde şişliğin yanı sıra terleme ve sıcaklık hissi de görülür. Varikosel belirtilerinden biri olan testislerin küçülmesi nadir de olsa bazı hastalarda görülebilir.

Varikosel Ağrısı Nasıldır?
Varikosel ağrısı testiste olan rahatsız edici künt nitelikte kendi belli eden bir ağrıdır. Bu ağrı genelde kasık bölgesinde ve testiste hissedilebildiği gibi zaman zaman bacağa doğru da yayılabilir. Varikosel ağrıları ağrı kesicilerle geçebilir. Yaşanan ağrı farklı rahatsızlıklarla karıştırılabilir. Testis ağrısı nedeniyle başvuran bir hastada varikoseli varlığının yanında;

.Fıtık
.İdrar yolu veya mesaneye düşmüş ürener sistem taşları (böbrek taşları)
.Orşit yani testis enfeksiyonu
.Testis damarsal yapısının kendi etrafında dönerek kanlanmaya neden olup olmadığı değerlendirilmelidir.

Bu tür rahatsızlıkların yarattığı ağrılar varikosel ağrılarıyla karıştırılabilir. Kişinin idrar çıkarmada şikayetinin olup olmadığı, testiste olan şişliğin artıp artmadığı, ağrının ani başlayıp başlamadığı gibi bir takım sorgulamaların yapılması ve laboratuvar yöntemleri ayırıcı tanıyı sağlayabilmektedir. Yaşanan her ağrı varikosel olmak zorunda değildir.

Ağrı uzun süre ayakta durmak, yol yürümek, egzersiz, cinsel aktivite sonrası daha belirgin olarak hissedilebilir.

Varikoselde testis görüntüsü nasıl olur?
Varikosel testiste herhangi bir değişiklik yapmamaktadır. Ancak ileri evde varikosel hastalarında, aynı bacaklardaki varis gibi testislerde damarlar yüzeysel olarak görülür hale gelir. Varisleşmiş genişlemiş damarlar cilt üzerinden ele gelir ve görüntü verir.

Varikosel Neden Olur?
Varikoselin nedeni belli değildir. Toplumda çocuk sahibi olan bireylerde yetişkin yaşlarda bile %15-20 oranında görülmektedir. Kısırlık nedeniyle başvuran erkeklerde ise yüzde % 30-40 oranında izlenmektedir. İkincil infertilite yani daha önce çocuk sahibi olup tekrar çocuk istemi ile başvuranlarda ise bu oran % 60’a kadar çıkabilmektedir.

Varikosel % 90 sol tarafta görülürken % 8-9 oranında iki taraflı (bilateral) olarak izlenir. Sadece sağ tarafta görülmesi oranı ise % 1-2 oranındadır. Varikoselin daha çok sol tarafta görülmesi bir takım anatomik faktörlere bağlıdır.

.Sol taraftaki testisinin sağ taraftakine göre bir miktar daha aşağıda olması
.Testisin sol tarafındaki toplardamarın sağ tarafa göre daha uzun seyretmesi.
.Sol taraf testis toplardamarın karın içerisindeki diğer komşu organlarla anatomik ilişkisi.
.Sol taraf testis damarının boşalma şeklinin anatomik yapısı gibi özelliklerden varikoselin daha çok sol tarafta görülme nedenleri arasındadır.

Varikosel Daha Çok Kimlerde Görülür?
Varikoselin ortaya çıkma nedeni bilinmemektedir. Ancak, bazı risk grupları bulunur:

.Daha çok şişman kişiler
.Karın içi basıncını arttıran yüksek ağırlıklı spor yapan kişiler
.Kronik astımı ve kronik öksürük nöbetleri geçirenle
.Karın içi basıncı arttıran kronik kabızlık yaşayanlar

Varis hastalığında olduğu gibi meslek hastalığı olarak değerlendirebilir. Ayakta kalmayı gerektiren öğretmen, polis gibi meslek gruplarında daha sık yaşanmaktadır.
Toplardamar hastalığı olduğu için bacaklarda varisi olan kişilerde varikosel sık olarak görülür. Bu durumun tersi olarak varikoseli olan kişilerde varis rahatsızlığı da sık görülebilmektedir. İki hastalıkta toplardamarlara bağlı olduğu için bu damarlardaki kapakların yetersizlikleri kanın iletimindeki sorunlar gibi faktörlere bağlı olarak ortaya çıkabilir.

Varikosele İyi Gelen Besinler Var mıdır?
Beslenmenin varikosel oluşumuyla ya da tedavisiyle ilgisi bulunmamaktadır. Sadece kronik kabızlığı olan kişiler bu gurupta değerlendirebilir. Kabızlığı çözücü lifli veya zeytinyağlı beslenme dolaylı olarak dolaylı yoldan fayda sağlayabilir.

Varikosel Nasıl Anlaşılır?
Dikkatli kişiler kendi kendini muayene ederken testis üzerindeki düzensizlik, şişlik veya ağrıdan varikoseli belirleyebilir. Varikosel daha çok kısırlık şikayetiyle yapılan başvurularda doktor muayenesi sırasında ortaya çıkar. Ayrıca; uzun süre ayakta kalma, spor ya da cinsel aktivite gibi efor gerektiren durumların ardından yaşanan ağrılar varikosele işaret edebilir.

Varikosel Kısırlığa Neden Olur mu?
Varikosel tedavi edilebilir kısırlık nedenleri arasında birinci sırada yer almaktadır. Varikosel erkek kısırlığına neden oluyorsa bu durumda ameliyat kararı verilebilir. Ancak her varikoselin kısırlık nedeni olmadığı ve ameliyattan sonra her hastada sperm değerlerinde düzelme olmayabileceği dikkate alınmalıdır.

Varikosel Muayenesi Nasıl Olur?
Varikosel muayenesi, genital muayenenin bir parçası olarak yapılmaktadır. Hasta 21 -22 derecelik oda ısısında ayakta pozisyonda muayene edilmelidir. Hasta ayakta ve dik olarak dururken testisler ve genital bölge gözlemlenir. Hasta, hem normal pozisyonda hem de ıkınma manevraları yaptırılarak göz ve elle kontrol edilir. Normal ve ıkınma manevraları ile damarsal yapıda genişleme olup olmadığı belirlenmelidir. Bu işlemlerle varikoselin varlığı klinik olarak konulur. Tanıda altın standart doktor muayenesidir. Bununla birlikte klinik tanıyı desteklemek, varikoselin derecesini belirlemek ve ameliyat kararı için Skrotal Doppler ultrasonografi çekimi yapılır.

Varikosel Teşhisi Koyulduktan Sonra Neler Yapılması Gerekir?
Varikosel tanısının ardından ilk olarak testis boyutları arasında bir fark olup olmadığı ve testisin kıvamına bakılmalıdır. Sperm parametrelerinin değerlendirildiği semen analizinin yapılması tedavide belirleyici olmaktadır. Hastanın sperm parametrelerinde bir sorun yoksa ameliyat edilip edilmemesi tartışmalıdır.

Bu tür hastalara sperm parametrelerini bozabilecek;
.Beslenme alışkanlığı
.Sigara ve alkol kullanımı
.Toksik maddelere maruz kalma
.Sperm parametrelerini ve spermin bulunduğu ortamı düzeltici antioksidan ilaçlar ve beslenme yöntemlerini önerilebilmektedir.

Hangi Derece Varikosel Ameliyat Gerektirir?
Varikosel derecesine bakarak ameliyat kararı vermek doğru bir yaklaşım değildir. Bazı olgularda 1. Derece varikosel dahi ameliyat edilebilirken, bazı olgularda 3 derece varikosel için ameliyat kararır verilmeyebilmektedir. Ameliyat kararır hastaya göre değişen bir durumdur.

Varikosel Tedavisi Nasıl Yapılır?
Varikosel teşhisi koyulan ancak infertilite problemi olmayan ya da sperm parametrelerindeki bozulma sınırda olan hasta grubunda destek tedaviler önerilebilir. Çok şiddetli sperm kaybı yaşamamış, sperm hareketinin tamamen kaybolmadığı ve sperm şekil bozukluğu minimum seviyede olan hastalar için antioksidan ajanlar verilebilir. Ancak varikosel teşhisi konulmuş ve sperm parametreleri bozuk, kısırlık yaşayan hastalarda ameliyat önerilebilir. Bu tür hastalarda rahatsızlığın giderilmesi için egzersiz, beslenme düzenini ve yaşam tarzındaki değişikliklerin herhangi bir yararı bulunmamaktadır.

TESTİS TÜMÖRLERİ

Testis Tümörünün Belirtileri Nelerdir?
Aksi kanıtlanana dek, testis içindeki bir kitle, şişlik veya sertlik, potansiyel bir tümör olarak kabul edilmelidir. Testis tümörü tanısı alan erkeklerin yarısı, bu tanıyı almadan önce testislerinde ağrısız bir şişlik veya büyüme fark etmiş olurlar. Bu tanıyı alanların %25-50 kadarı da ağrı veya hassasiyetten yakınmışlardır. Hastalar kitle ile birlikte künt bir ağrı da tanımlayabilirler.

Maalesef, bu belirtiler nedeniyle hekime başvurmada gecikilir ve bu gecikme süresi ortalama 5 ay kadardır. Bu gecikme sırasında hastalık yayılabileceğinden, belirti ortaya çıkar çıkmaz üroloğa başvurmak çok önemlidir.

Üroloğun başvurabileceği testler ultrasonografi ve tümör belirteçleridir. Ultrasonografi, basit ve invazif olmayan bir test olup, tanıyı doğrulamak ve şüpheli durumlarda ayırıcı tanı için çok değerlidir. Tümör belirteçleri ise hastanın kan örneğinden çalışılan ve tümörler tarafından üretilen proteinlerdir. Bu belirteçlerin normal sınırların üzerinde saptanmaları tanı açısından çok anlamlı olup, normal sınırlarda bulunmaları tümörün mevcut olmadığını göstermez.

Testis Tümörünün Evreleri Nelerdir?
Evre 1: Tümör yalnızca testistedir.

Evre 2: Tümör karın bölgesindeki lenf nodlarına yayılmıştır.

Evre 3: Tümör karın bölgesindeki lenf nodlarına ve ötesine yayılmıştır (en sık akciğere).

Hastalığın evresini belirlemek için göğüs ve batın tomografisi ile tümör belirteç düzeylerinden yararlanılır.

Testis Tümörleri Nasıl Tedavi Edilir?
Tümör olduğu düşünülen veya tümörden şüphelenilen durumlarda kasıktan yapılan küçük bir kesi ile testis çıkarılır. Bu sırada, kozmetik nedenlerle alınan testis yerine bir protez konulabilir.

Tedavinin bundan sonrasını belirleyecek olan şey, çıkarılan organın patolojisidir. Zira testis tümörleri hücre tiplerine göre sınıflandırılırlar ve bu hücre tipleri hem tümörün davranış şeklini hem de hangi tedaviye yanıt vereceklerini belirler.

Testis tümörleri seminom ve seminom dışı olmak üzere başlıca iki gruba ayrılırlar.

a- Seminomların davranışı daha iyi olup hem radyoterapiye, hem de kemoterapiye duyarlıdırlar. Düşük evreli seminomlar yalnızca radyoterapi ile tedavi edilebilirler.

b- Seminom dışı tümörler için ise evreleri ve risk faktörlerine göre, gözlem, cerrahi ve kemoterapi seçenekleri söz konusu olabilir.

Cerrahi (retroperitoneal lenf nod diseksiyonu-RPLND) seminom dışı düşük evreli tümörlerde karın bölgesindeki lenf nodu yayılımını belirlemek (evreleme amaçlı) için yapılabileceği gibi, daha ileri evrelerde kemoterapi sonrası geride kalan kitlenin çıkarılması için de uygulanabilir.

İleri evre hastalık ile başvuranlarda ilk tedavi kemoterapidir. Genellikle uygulanan tedavi 3 ajanın birlikte verildiği BEP protokolüdür (Bleomisin, Etoposid, CisPlatin). Bu tedavi 3 haftalık sikluslarla 3 veya 4 kez verilir.

Testis Tümörünün Tedaviye Yanıtı ve Tedavilerin Hastalar Üzerine Etkileri Nelerdir?
Bir testisin çıkarılması, hastanın cinsel yaşantısını etkilemez, zira diğer testis yeterli testosteronu üretir. Kemoterapiler kalan testisin sperm üretme yeteneğini olumsuz etkilese de bu etki genellikle geçicidir.

Lenf bezi cerrahisi (RPLND) sonrası bazı hastaların ejakülasyon işlevi bozulur. Ancak günümüzde uygulanan sinir koruyucu tekniklerle bu sorun hemen hemen hiç görülmez.

Yine de gerek kemoterapi gerekse de cerrahinin potansiyel olumsuz etkileri nedeniyle hastalar tedavi öncesi spermlerini sperm bankasında muhafaza etmek isteyebilirler.

Testis tümörleri tedaviye rağmen nüks edebilirler ve bu nedenle yakından izlem gerekir. Nüks için en riskli dönem ilk iki yıldır. Ancak en az 5 yıl boyunca, fizik muayene, akciğer grafisi, tümör belirteci ve bilgisayarlı tomografi gibi incelemelerle ve her durum için belirlenmiş şemaya göre izlenmelidirler.

Kalan testiste de tümör gelişme ihtimali normalden fazla olduğundan hastanın düzenli olarak kendini bu açıdan muayene etmesi gerekir. Muayene için en uygun zaman skrotum cildinin gevşediği sıcak bir banyo veya duş sonrasıdır.

 

ERKEK KAYNAKLI KISIRLIK

Erkek infertilitesi (kısırlık), teknolojik ve bilimsel gelişmeler sonucunda oldukça ilgi gören bir konuma ulaşmıştır. Ancak yukarıda da belirtildiği gibi, doğurganlığın sağlanabilmesi için birçok organ ve sistemin sorunsuz bir şekilde ortak çalışması gerekmektedir. Bu sistemlerde veya organlarda oluşan hastalıklar yada bozukluklar, sistemin tamamen çökmesine neden olabilir. Tüm sistemin anlaşılması ve araştırılması, hedefe yönelik tedaviler için oldukça önem taşımaktadır.

çiftler arasında çocuk sahibi olamama nedenlerinin yarısından fazlası erkek faktörüne dayanmaktadır. Hiçbir problemi olmayan tamamen sağlıklı çiftlerde bile, 6 aylık düzenli ilişki sonrası çocuk sahibi olma olasılığı %60-70’ken, bu oran 1 senenin sonunda %90’a ulaşmaktadır. Bu nedenle kısırlık, 1 senelik düzenli, korunmasız cinsel ilişkiye rağmen çocuk sahibi olamamak olarak tanımlanmaktadır. Ancak kişisel farkl111klar(bayanın yaşı, sosyal istekler veya bilinen risk faktörlerinin bulunması), kısırlık değerlendirmesinin daha önce yapılabilmesine olanak sağlamaktadır. Bir çok aile tarafından yanlış algılanan kısırlık tedavisi, sadece tüp bebek yöntemlerinin uygulanmasından oluşmamaktadır. Kısırlığa neden olan faktörün tespit edilmesi kısırlık tedavisinde ilk sırada yer almaktadır. Ayrıca sırf erkek kısırlığının değerlendirilmesi sırasında, hastaların yaklaşık %1’inde hayatlarını tehdit edebilecek hastalıkların tespit edilmesi, bu değerlendirmenin önemini bir kez daha ortaya koymaktadır.

Kısırlık değerlendirmesinde ilk aşama, çiftlerin cinsel yaşamlarındaki olası yanlışların tespit edilmesi ve düzeltilmesidir. Sperm hücresi bayan rahmi içinde 2-5 gün canlı kalabilmektedir. Bu nedenle çiftlerin, bayanın yumurtlama döneminde 2 günde bir ilişkiye girmesi önerilmektedir. Daha sık ilişki yaşanması, aktarılan sperm sayısını düşürebilirken, daha seyrek ilişki yumurtlama döneminin kaçırılmasına neden olabilmektedir. İlişki sırasında kullanılan kayganlaştırıcıların, sperm kalitesi üzerine zararlı etkisi olabilmektedir. Bu nedenle çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerde kullanılmaması önerilmektedir.

Çocukluk ve erişkin döneminde geçirilen birçok hastalık, erkek kısırlığından sorumlu olabilmektedir. Testisin kendi çevresinde dönmesi, kasık cerrahileri veya ergenlik döneminden sonra geçirilen kabakulak hastalığı kısırlıkla ilgili olabilirken, şeker hastalığı, tiroid hastalıkları, sinir sistemi hastalıkları ve kanserler de erkek kısırlığına neden olabilmektedir. Ayrıca kullanılan ilaçlar, çevresel faktörler ve kimyasallara maruziyet, sperm kalitesini bozarak kısırlığa neden olabilmektedir. Genelde önemi görülmek istenmeyen diğer bir faktör sigara kullanımıdır. Düzenli sigara kullanan erkeklerde, sperm sayısının, hareketliliğinin ve kalitesinin bozulduğu bilimsel çalışmalarla gösterilmiştir. Bu nedenle sadece kısırlık riski açısından değil, yardımcı üreme yöntemlerinin başarısı açısından da sigara kullanımı sonlandırılmalıdır.

Erkekte kısırlığın değerlendirilmesinde sperm analizi (spermiogram) oldukça önemlidir. Doğru verilen sperm tahlili, kısırlık hakkında çok önemli bilgiler verebilirken, doğru verilmeyen bir örnek sonrası geeksiz ileri değerlendirmeler yapılabilmektedir. Bu nedenle hastaların uygulama yöntemini anlaması ve kurallarına uyması gerekmektedir. Sperrm tahlili için örneğin verilmesinden 2-7 gün (ortalama 34 gün) önce cinsel perhiz gerekmektedir. Sperm boşaltılmasında masturbasyon en sık uygulanan yöntem olup, bu sırada kimyasal kayganlaştırıcılar kullanılmamalıdır.

Bazı hastaların geri çekme yöntemi ile örnek toplama çabaları, yetersiz materyal nedeniyle sonuçları yanlış etkileyebilmektedir. Sperm, labaratuvardan elde edilecek steril ve örnekleme için uygun bir kaba boşaltılmalıdır. Elde edilen örnek vakit kaybedilmeden labaratuvara teslim edilmelidir. Normal şartlarda en fazla bekleme süresi 1 saat olup, üstündeki sürelerde test sonuçları değişebilmektedir. Sperm analizi, Dünya Sağlık örgütü’nün belirlemiş olduğu sonuçlara göre değerlendirilir. Ancak belirtilen değerlerin üzerinde olmak kesin doğurganlığı, altında olmak ise kesin kısırlığı göstermez. Sonuçlarda anormallik tespit edilen hastaların spermiogramları en az 3 hafta sonra tekrar değerlendirilmelidir. Risk değerlendirmesi ve sonuçlara göre ileri değerlendirme yapılabilir ve bu durum tamamen ürologların kontrolü altında yapılmalıdır.

Erkek kısırlığının sadece %3’lük kısmı hormonal hastalıklardan kaynaklanmaktadır. Bu nedenle birçok kişi tarafaından bilinçsizce kullanılmakta olan hormon ilaçlarının, kısırlık tedavisindeki yeri oldukça sınırlı olup, sadece ihtiyacı olan hastalara uygulanması gerekmektedir. Kısırlık tedavisinde amaç ailelerin sağlıklı çocuk sahibi olmalarını sağlamaktır. Ancak bu işlem sırasında maliyeti uygun, doğru tedavi yöntemlerinin seçilmesi ve aile bireylerinin bu tedavi sırasında zarar görmelerinin engellenmesi gerekmektedir. Tüm bunların sağlanabilmesi için, doğru değerlendirmenin doğru kişiler tarafından yapılması gerekmektedir.

Ejakulatta sperm hücresinin bulunmaması “azospermi” olarak isimlendirilir ve hormonal, testis dokusu ile ilişkili veya spermin taşındığı yollarda oluşmuş hasarlara bağlı gelişebilir. Diğer bir tanımlama ise “oligospermi” olup, 1 mililitre ejakulatta, 20 milyondan az sperm hücresinin bulunması olarak tariflenir. Bu hastalarda nedenin tespit edilmesi daha zor olup, bir grup hastada neden tam olarak tespit edilemeyebilinir. Sperm hücre sayısında azalmalar erkek kısırlığına neden olabilirken, spermin hareketliliğinin ve yapısının bozulması da erkekte kısırlığa neden olabilmektedir. Diğer taraftan sperm değerleri normal olmasına rağmen çocuk sahibi olamayan çiftler de bulunmaktadır. Sonuçta tespit edilen her özellik, bir hastalığın bulgusu olabileceğinden dikkatlice değerlendirilmesi gerekmektedir.

Yukarıda da belirtildiği gibi, erkek kısırlığı bir çok anatomik veya işlevsel bozukluktan kaynaklanabilmektedir. Nedenin tespit edilmesi, doğru tedavinin düzenlenebilmesi için çok önemlidir. çünkü her ayrı neden, farklı tedavi yaklaşımı gerektirebilmektedir. Son yıllarda teknolojide ve bilimdeki yenilikler, 10 yıl önce çocuk sahibi olmanın imkansız olarak görüldüğü hastalıklarda bile, erkeklere “baba” olabilme imkanı sağlamıştır. Her geçen gün, bu konu üzerinde yapılan çalışmalar, kısırlık problemi bulunan ailelere umut dağıtmaya devam etmektedir. Tedaviler sırasında dikkat edilmesi gereken nokta bireylere zarar vermeden en uygun yöntemin uygulanmasıdır. Bu durum da uygun değerlendirme ve doğru neden tespitine dayanmaktadır.

Geçmiş yıllarda, tanısal amaçlı kullanılan testis biyopsisi, günümüzde hem tanısal hemde eş zamanlı tedavi amacıyla kullanılmaktadır. Testis boyutu, kıvamı normal olan, hormon düzeylerinde anormallik tespit edilmeyen, azospermik(ejakulatta sperm bulunmayan) hastalarda, nedenin testisten mi yoksa başka bir anatomik yerden mi kaynaklandığını tespit etmek amacıyla kullanılır. Testis biyopsisinin yapıldığı anda, sperm hücresinin saklanabileceği ortamın sağlanması gerekmektedir. Günümüzde sadece tanısal amaçlı biyopsi önerilmemektedir. Sperm hücresinin bulunduğu bölgenin işaretlenmesi, bir sonraki ihtiyaç anında yardımcı üreme yöntemleri için sperm kaynağının tespiti açısından çok önemlidir.

Piyasada erkek kısırlığına kesin çözüm sunduğunu belirten birçok ilaç bulunsa da, bu tedavilerin hiçbiri bilimsel anlamda başarılarını ıspatlayamamışlardır. Belli bir grup hastada ilaç tedavisi, hekim kontrolü altında yapılabiliyor olsa da, erkek kısırlığı tedavisinde cerrahi yöntemler ilk sırayı almaktadır. Kısırlık nedenine göre uygulanabilecek birçok cerrahi yöntem bulunmaktadır. Daha önce de belirtildiği gibi, erkek kısırlığı, beyin, testisler ve sperm taşıyıcı yollarda oluşabilecek hastalıklar sonucu ortaya çıkmaktadır. Bu bölgelerdeki hastalıkların cerrahi tedavileri farklılık göstermekte olup, nedene yönelik yapılmaktadır. Eğer sperm taşıyıcı yollarda oluşan tıkanıklıklar erkek kısırlığına neden oluyor ise, bu tıkanıklığın ortadan kaldırılması veya by-pass edilmesi gerekmektedir. Bu amaçla yapılan ameliyatlardan biri “vazovazostomi” ismi verilen ve spermin ileti yolunda tespit edilen tıkanıklığın kesilip çıkartılması ve tekrar yolun birbirine bağlanması prensibine dayanan bir ameliyattır. Cerrahinin inceliği ve cerrahi uygulanan bölgenin küçüklüğü nedeniyle, tecrübeli ellerde ve mikroskop altında yapılması önerilmektedir. Uygun hasta seçimi ile %90’ların üzerinde başarı sağlanabilmektedir. Bu tür cerrahinin uygun olmadığı hastalarda tıkanıklığın by-pass edilmesi prensibine dayanan “epididmovazostomi” isimli cerrahi yapılmaktadır. Teknik olarak uygulaması zor olan bu mikrocerrahinin de tecrübeli ellerde yapılması, başarı oranlarını etkileyebilmektedir. Tecrübeli ellerde ve doğru hastalarda başarı oranları %80’lere ulaşmaktadır. Tüm bu cerrahi teknikleri, tıkanmış trafiğin farklı yollar kullanılarak geçilmeye çalışılmasına benzetebiliriz. Tek fark, spermin geçtiği yolların milimetreden bile küçük yollar olduğu ve bu cerrahilerin kolay uygulanmadığı gerçeğidir. Sperm kanallarının, idrar kanalına açıldığı bölgenin tıkanıklığı, erkek kısırlığında başka bir neden olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu bölgede tespit edilen tıkanıklık idrar kanalına penis ucundan ilerletilen kamera eşliğinde açılabilmektedir. Her tedavi yönteminde olduğu gibi, bu tedavi yönteminde de doğru hasta seçimi, tedavinin başarısı için oldukça önemlidir.

Bu cerrahi seçenekleri için uygun olmayan yada yapılan uygulamalara rağmen başarılı olunamayan vakalarda, testis veya epididim dokusundan sperm alınması teknikleri uygulanmaktadır. Bu teknikler ile elde edilen sperm hücreleri ya tüp bebek yöntemlerinde kullanılmakta, ya da gelecekte kullanılmak üzere saklanılmaktadır. Spermin testisten ayrıldıktan sonraki yolculuğunun ilk merkezi olan epididimden sperm alınma işlemi açık yada kapalı yöntemle olabilmektedir. Açık yöntemde, epididim dokusu içine girilerek, kanallardaki spermler emilmekte(MESA), kapalı yöntemde ise bu işlem dışarıdan gönderilen bir iğne aracılığıyla(PESA) gerçekleştirilmektedir. Açık yöntemin çocuk sahibi olunmadaki başarısı %60’lardayken, bu oran kapalı teknikte yarı yarıya azalmaktadır. Testis dokusu içinden sperm çıkartma işlemi de hem açık(TESE), hem de kapalı(TESA) yöntemle yapılabilmektedir. Epididim de uygulanan yöntemler gibi, açık yöntemle testis dokusuna ulaşılıp içinden sperm toplanmaktayken, kapalı yöntemde dışarıdan gönderilen bir iğne yardımıyla testis dokusundaki sperm hücreleri emilmektedir. Bu yöntemler arasında altın standart yöntem, açık teknikle testis dokusundan sperm çıkartılması (TESE) yöntemidir. Bu yöntemde, mikroskop altında testis dokusu içine girilerek, içerisinde sperm hücresi bulunma ihtimali yüksek olan kanalcıklar toplanmaktadır. Ejakulatında sperm olmayan hastaların yarısında bu uygulama ile sperm bulunabilmektedir. Ancak sperm bulunan hastaların yarısında döllenme sağlanmakta olup bu hamileliklerin %80’i canlı doğum ile sonuçlanmaktadır. Sonuç olarak belirtilen mikro cerrahi yöntemler, henüz istenilen başarı oranlarına ulaşamamış olsa da, erkek kısırlığı tedavisinde önemli bir gelişme olarak uygulanmaya devam etmektedir.

Ürolojiyi ilgilendiren rahatsızlıklar erkeklerde, böbrekler, idrar yolları, idrar torbası, prostat bezi, penis ve testisler ile ilgili problemlerdir. Bayanlarda ise böbrekler, idrar yolları, mesane ve cinsel hastalıklar bu alana girmektedir.